إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنفَطَرَتۡ
Göğün yasaları yeniden belirlendiği zaman,
19 · الإنفطار ayet · Mekke
إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنفَطَرَتۡ
Göğün yasaları yeniden belirlendiği zaman,
وَإِذَا ٱلۡكَوَاكِبُ ٱنتَثَرَتۡ
Yıldızlar dağıldığı zaman,
وَإِذَا ٱلۡبِحَارُ فُجِّرَتۡ
Denizler kabarıp taştığı zaman,
وَإِذَا ٱلۡقُبُورُ بُعۡثِرَتۡ
Kabirler alt üst edildiği zaman,
عَلِمَتۡ نَفۡسٞ مَّا قَدَّمَتۡ وَأَخَّرَتۡ
Herkes yaptığını ve yapmadığını bilecek.
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلۡكَرِيمِ
Ey insan! Kerim[1] olan Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?
ٱلَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ
Seni yarattı, sonra sana şekil verdi, organlarını uyumlu ve dengeli yaptı.
فِيٓ أَيِّ صُورَةٖ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ
Seni dilediği şekilde düzenledi.
كَلَّا بَلۡ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ
Hayır! Bilakis, siz dini[1] yalanlıyorsunuz!
وَإِنَّ عَلَيۡكُمۡ لَحَٰفِظِينَ
Sizin üzerinizde kesinlikle kaydediciler var,
كِرَامٗا كَٰتِبِينَ
Şerefli yazıcılar.
يَعۡلَمُونَ مَا تَفۡعَلُونَ
Yaptığınız her şeyi bilirler.
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٖ
Birr[1] olanlar nimet[2] içindedirler.
وَإِنَّ ٱلۡفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٖ
Facirler[1] Cehennem'dedirler.
يَصۡلَوۡنَهَا يَوۡمَ ٱلدِّينِ
Din Günü[1] ona yaslanırlar.
وَمَا هُمۡ عَنۡهَا بِغَآئِبِينَ
Onlar, onda yanıp bitecek değillerdir.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ
Din Günü'nün ne olduğunu sen nereden bileceksin?
ثُمَّ مَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ
Evet, Din Günü'nün ne olduğunu sen nereden bileceksin?
يَوۡمَ لَا تَمۡلِكُ نَفۡسٞ لِّنَفۡسٖ شَيۡـٔٗاۖ وَٱلۡأَمۡرُ يَوۡمَئِذٖ لِّلَّهِ
O, kimsenin kimseye yardım etmeye gücünün yetmeyeceği bir gündür. O gün karar vermek bütünüyle Allah'a aittir.[1]