Mü'minûn Suresi

118 · المؤمنون ayet · Mekke

Mü'minûn SuresiTam sure
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 1

قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ

Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

Mü'minûn SuresiAyet 1
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 2

ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي صَلَاتِهِمۡ خَٰشِعُونَ

Onlar, salatlarında[1] huşu[2] içinde olan kimselerdir.

Mü'minûn SuresiAyet 2
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 3

وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ

Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.

Mü'minûn SuresiAyet 3
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 4

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ

Ve onlar, zekat için[1] çalışanlardır.

Mü'minûn SuresiAyet 4
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 5

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ

Ve onlar, ırzlarını korurlar.

Mü'minûn SuresiAyet 5
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 6

إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ

Eşleri veya yeminle[1] sahip oldukları hariç.[1] Bundan dolayı kınanmazlar.[2]

Mü'minûn SuresiAyet 6
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 7

فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ

Kim bunun ötesinde[1] bir şey isterse, işte onlar haddi aşanlardır.

Mü'minûn SuresiAyet 7
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 8

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ

Onlar, kendilerine verilen emanetler için sözlerine bağlı kalan kimselerdir.

Mü'minûn SuresiAyet 8
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 9

وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ

Onlar, salatlarını[1] koruyan kimselerdir.

Mü'minûn SuresiAyet 9
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 10

أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ

İşte onlar varis[1] olanlardır.

Mü'minûn SuresiAyet 10
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 11

ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Onlar, Firdevs'e[1] varis olacaklar ve orada sürekli kalacaklardır.

Mü'minûn SuresiAyet 11
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 12

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةٖ مِّن طِينٖ

Ant olsun ki, İnsanı çamurun özünden yarattık.[1]

Mü'minûn SuresiAyet 12
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 13

ثُمَّ جَعَلۡنَٰهُ نُطۡفَةٗ فِي قَرَارٖ مَّكِينٖ

Sonra onu güvenli ve sağlam bir mekanda[1] bir nutfe[2] kıldık.

Mü'minûn SuresiAyet 13
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 14

ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةٗ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةٗ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمٗا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمٗا ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ

Sonra nutfeyi[1] bir alaka[2] olarak yarattık. Alakayı da mudğa[3] olarak yarattık. Mudğadan da kemikleri yarattık. Kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla şekillendirdik. Yaratıcıların en iyisi olan Allah ne yücedir.

Mü'minûn SuresiAyet 14
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 15

ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ

Sonra kuşku yok ki bunun ardından öleceksiniz.

Mü'minûn SuresiAyet 15
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 16

ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تُبۡعَثُونَ

Sonra kuşkusuz siz kıyamet günü diriltileceksiniz.

Mü'minûn SuresiAyet 16
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 17

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَٰفِلِينَ

Ant olsun ki üzerinizde yolların yedisini yarattık. Ve Biz yarattıklarımızdan habersiz[1] değiliz.

Mü'minûn SuresiAyet 17
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 18

وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرٖ فَأَسۡكَنَّـٰهُ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابِۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik.[1] Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.

Mü'minûn SuresiAyet 18
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 19

فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّـٰتٖ مِّن نَّخِيلٖ وَأَعۡنَٰبٖ لَّكُمۡ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٞ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Böylece onunla, sizin için hurma ve üzüm cennetleri[1] meydana getirdik. Keza, oralarda yemekte olduğunuz pek çok meyve çeşitleri vardır.

Mü'minûn SuresiAyet 19
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 20

وَشَجَرَةٗ تَخۡرُجُ مِن طُورِ سَيۡنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهۡنِ وَصِبۡغٖ لِّلۡأٓكِلِينَ

Tur-i Seynae'da,[1] yağ elde edilen ve aynı zamanda katık olarak yenen ağaç[2] yetiştirdik.

Mü'minûn SuresiAyet 20
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 21

وَإِنَّ لَكُمۡ فِي ٱلۡأَنۡعَٰمِ لَعِبۡرَةٗۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةٞ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Hayvanlardan da sizin için alınacak dersler vardır. Onların karınlarındaki şeyden size içiriyoruz. Ve onlarda sizin için pek çok yararlar vardır. Ve onlardan yersiniz.

Mü'minûn SuresiAyet 21
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 22

وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ

Onları ve gemileri taşıma aracı olarak kullanırsınız.

Mü'minûn SuresiAyet 22
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 23

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Ant olsun ki Biz, Nuh'u halkına gönderdik. "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Hala takva sahibi olmayacak mısınız?" dedi.

Mü'minûn SuresiAyet 23
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 24

فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيۡكُمۡ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَـٰٓئِكَةٗ مَّا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ

Bunun üzerine halkından Kafir meleler:[1] "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değildir. Size karşı üstünlük kurmak istiyor. Eğer Allah isteseydi mutlaka melekler indirirdi. Geçmiş atalarımızdan da böyle bir şey duymadık." dediler.

Mü'minûn SuresiAyet 24
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 25

إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةٞ فَتَرَبَّصُواْ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينٖ

"O[1] ancak cinlenmiş bir adamdır. O halde kesinlikle bir süre[2] bekleyin."

Mü'minûn SuresiAyet 25
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 26

قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ

Nuh: "Rabb'im! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.

Mü'minûn SuresiAyet 26
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 27

فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِيهَا مِن كُلّٖ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَٰطِبۡنِي فِي ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ

Bunun üzerine Biz, ona: "Gözetimimiz altında vahyimiz ile bildirdiğimiz gibi gemi yap." diye vahyettik. "Böylece emrimiz gereği Tennur kaynadığı[1] zaman hemen ona[2] her cinsten eşler olarak iki adet ve ehlini[3] bindir. Onlardan, haklarında önceden hüküm verilenler hariç. Ve zulmedenler hakkında Ben'den bir dilekte bulunma. Onlar boğulacak olanlardır."

Mü'minûn SuresiAyet 27
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 28

فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ

Sen ve seninle birlikte olanlar gemiye bindiğiniz zaman: "Zalim halktan bizi kurtaran Allah'a hamdolsun." de.

Mü'minûn SuresiAyet 28
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 29

وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِي مُنزَلٗا مُّبَارَكٗا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ

Ve de ki: "Rabbim! Beni kutlu, bereketli bir yere indir. Ve Sen doğru yere yerleştireceklerin en hayırlısısın."

Mü'minûn SuresiAyet 29
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 30

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِينَ

Bunda kesinlikle ayetler[1] vardır. Ve Biz kesinlikle sınayanlarız.

Mü'minûn SuresiAyet 30
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 31

ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ

Sonra onların ardından başka bir nesil ortaya çıkardık.

Mü'minûn SuresiAyet 31
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 32

فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولٗا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Onlara, kendi içlerinden, "Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur, hala takva sahibi olmayacak mısınız?" diyen bir Resul gönderdik.

Mü'minûn SuresiAyet 32
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 33

وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ

Dünya hayatında refaha kavuşturduğumuz, Kafirlik eden ve ahirete kavuşmayı yalanlayan kavminin meleleri: "Bu da sizin gibi bir beşerdir. Sizin yediğinizden yiyor, sizin içtiğinizden içiyor." dediler.

Mü'minûn SuresiAyet 33
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 34

وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرٗا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذٗا لَّخَٰسِرُونَ

"Eğer siz, sizden hiçbir farkı olmayan böyle bir beşere uyacak olursanız, kesinlikle hüsrana uğrarsınız.

Mü'minûn SuresiAyet 34
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 35

أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ

"Sizi; ölüp, toprak ve kemik haline geldikten sonra, yeniden diriltileceğinizle mi uyarıyor?"

Mü'minûn SuresiAyet 35
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 36

۞هَيۡهَاتَ هَيۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

"Yazık, yazık! Uyarıldığınız şey, hiç olacak şey mi?"

Mü'minûn SuresiAyet 36
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 37

إِنۡ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ

"Hayat, yalnızca bu dünyadan ibarettir. Yaşarız ve ölürüz. Yeniden diriltilecek değiliz."

Mü'minûn SuresiAyet 37
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 38

إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبٗا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِينَ

"O, uydurduğu yalanı Allah'a dayandıran[1] bir kimsedir. Ona inanacak değiliz."

Mü'minûn SuresiAyet 38
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 39

قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ

"Rabbim! Yalanlamaları nedeniyle bana yardım et." dedi.

Mü'minûn SuresiAyet 39
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 40

قَالَ عَمَّا قَلِيلٖ لَّيُصۡبِحُنَّ نَٰدِمِينَ

Allah: "Pek yakında kesinlikle pişman olacaklar." dedi.

Mü'minûn SuresiAyet 40
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 41

فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَٰهُمۡ غُثَآءٗۚ فَبُعۡدٗا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ

Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha[1] onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.

Mü'minûn SuresiAyet 41
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 42

ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِينَ

Sonra, onların ardından başka nesiller getirdik.

Mü'minûn SuresiAyet 42
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 43

مَا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ

Hiçbir ümmet[1] ecelini[2] öne alamaz ve erteleyemez.

Mü'minûn SuresiAyet 43
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 44

ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا تَتۡرَاۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةٗ رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُۖ فَأَتۡبَعۡنَا بَعۡضَهُم بَعۡضٗا وَجَعَلۡنَٰهُمۡ أَحَادِيثَۚ فَبُعۡدٗا لِّقَوۡمٖ لَّا يُؤۡمِنُونَ

Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ümmet, kendilerine gelen Resulleri yalanladı. Biz de onları ardı sıra devirdik. Ve onları halkın dilinde hadis[1] konusu yaptık. İman etmeyen halk uzak olsun.

Mü'minûn SuresiAyet 44
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 45

ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنٖ مُّبِينٍ

Sonra da Musa ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir görevle gönderdik;

Mü'minûn SuresiAyet 45
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 46

إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمًا عَالِينَ

Firavun ve melelerine. Ancak onlar kibirlendiler. Büyüklük taslayan bir halk oldular.

Mü'minûn SuresiAyet 46
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 47

فَقَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لِبَشَرَيۡنِ مِثۡلِنَا وَقَوۡمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ

Sonra da: "Bizden farkı olmayan, üstelik halkı da bize kulluk eden bu iki beşere mi inanacağız?" dediler.

Mü'minûn SuresiAyet 47
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 48

فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِينَ

Onları yalanladılar. Ve helak edilenlerden oldular.

Mü'minûn SuresiAyet 48
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 49

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ

Ve ant olsun, onlar doğru yolu bulsunlar diye Musa'ya Kitap'ı verdik.

Mü'minûn SuresiAyet 49
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 50

وَجَعَلۡنَا ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةٗ وَءَاوَيۡنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبۡوَةٖ ذَاتِ قَرَارٖ وَمَعِينٖ

Meryem Oğlu'nu ve annesini bir ayet[1] kıldık. Ve ikisini, suyu olan yerleşime uygun bir tepeye yerleştirdik.

Mü'minûn SuresiAyet 50
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 51

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُواْ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعۡمَلُواْ صَٰلِحًاۖ إِنِّي بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمٞ

Ey Resuller! Helal ve temiz şeylerden yiyin. Ve salihatı yapın. Kuşkusuz yaptığınız şeyleri bilirim.

Mü'minûn SuresiAyet 51
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 52

وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱتَّقُونِ

Bu sizin ümmetiniz[1], tek bir ümmettir[2]. Ben de sizin Rabb'inizim. O halde bana karşı takva sahibi olun.

Mü'minûn SuresiAyet 52
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 53

فَتَقَطَّعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡ زُبُرٗاۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَيۡهِمۡ فَرِحُونَ

Sonra işlerini aralarında parça parça ettiler. Her bir grup kendine olanla yetinmektedir.

Mü'minûn SuresiAyet 53
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 54

فَذَرۡهُمۡ فِي غَمۡرَتِهِمۡ حَتَّىٰ حِينٍ

Artık onları belli bir süreye kadar aymazlıkları ile baş başa bırak!

Mü'minûn SuresiAyet 54
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 55

أَيَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالٖ وَبَنِينَ

Mal ve oğullarla onlara iyilik yaptığımızı mı sanıyorlar?

Mü'minûn SuresiAyet 55
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 56

نُسَارِعُ لَهُمۡ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ بَل لَّا يَشۡعُرُونَ

Hayırlarını çabuklaştırdığımızı mı sanıyorlar? Hayır, gerçeği kavrayacak bilinçte değiller.

Mü'minûn SuresiAyet 56
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 57

إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ خَشۡيَةِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ

Rabb'lerine karşı derin saygı duyan kimseler, O'nu incitmekten çekinirler.

Mü'minûn SuresiAyet 57
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 58

وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ

Onlar, Rabb'lerinin ayetlerine inanırlar.

Mü'minûn SuresiAyet 58
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 59

وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمۡ لَا يُشۡرِكُونَ

Onlar, Rabb'lerine şirk[1] koşmazlar.

Mü'minûn SuresiAyet 59
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 60

وَٱلَّذِينَ يُؤۡتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَٰجِعُونَ

Rabb'lerine döneceklerinin bilinciyle, derin bir saygı içinde vermeleri gerekenleri verirler.

Mü'minûn SuresiAyet 60
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 61

أُوْلَـٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَهُمۡ لَهَا سَٰبِقُونَ

İşte onlar, hayırlarda yarışırlar ve onda öncülük ederler.

Mü'minûn SuresiAyet 61
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 62

وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَيۡنَا كِتَٰبٞ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ

Hiç kimseyi gücünün yettiğinden fazlasıyla sorumlu tutmayız. Nezdimizde gerçeği söyleyen bir kitap vardır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Mü'minûn SuresiAyet 62
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 63

بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِي غَمۡرَةٖ مِّنۡ هَٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَٰلٞ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمۡ لَهَا عَٰمِلُونَ

Fakat onların kalpleri[1] bundan gaflet[2] içindedir. Onlar, başka işlerle[3] uğraşıp durmaktadırlar.

Mü'minûn SuresiAyet 63
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 64

حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِيهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ يَجۡـَٔرُونَ

Nihayet varlıklılarını azapla yakaladığımızda, hemen feryat etmeye başlarlar.

Mü'minûn SuresiAyet 64
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 65

لَا تَجۡـَٔرُواْ ٱلۡيَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ

Bugün boşuna feryat etmeyin. Kesinlikle Bize karşı size yardım olunmaz.

Mü'minûn SuresiAyet 65
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 66

قَدۡ كَانَتۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ

Vaktinde ayetlerimiz size okunduğunda siz onları hiçe sayıyordunuz.

Mü'minûn SuresiAyet 66
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 67

مُسۡتَكۡبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرٗا تَهۡجُرُونَ

Ayetlerime karşı büyüklük taslayarak, geceleri toplanıp saçma sapan değerlendirmeler yapıyordunuz.

Mü'minûn SuresiAyet 67
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 68

أَفَلَمۡ يَدَّبَّرُواْ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَآءَهُم مَّا لَمۡ يَأۡتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Onlar, hala sözün[1] üzerinde düşünmüyorlar mı? Yoksa onlara, atalarına gelmemiş bir şey mi geldi?

Mü'minûn SuresiAyet 68
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 69

أَمۡ لَمۡ يَعۡرِفُواْ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ

Yoksa Resul'lerinin nasıl birisi olduğunu bilmiyorlar da onun için mi onu reddediyorlar?

Mü'minûn SuresiAyet 69
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 70

أَمۡ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ

Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, onlara, Hakk ile geldi. Ne var ki onların çoğu Hakk'tan hoşlanmıyorlar.

Mü'minûn SuresiAyet 70
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 71

وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَآءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ

Eğer Hakk[1] onların hevalarına[2] göre belirlenseydi gökler, yer ve onların içindekiler bozguna uğrardı. Hayır, faydalarına olacak zikirlerini[3] getirdik. Ne var ki onlar faydalarına olan zikirden[3] yüz çevirenlerdir.

Mü'minûn SuresiAyet 71
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 72

أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجٗا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيۡرٞۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّـٰزِقِينَ

Yoksa onlardan bir karşılık mı bekliyorsun? Rabb'inin vereceği karşılık daha hayırlıdır. O rızıklandıranların en hayırlısıdır.

Mü'minûn SuresiAyet 72
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 73

وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ

Kuşkusuz sen onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.

Mü'minûn SuresiAyet 73
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 74

وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ

Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, bu doğru yoldan sapanlardır.

Mü'minûn SuresiAyet 74
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 75

۞وَلَوۡ رَحِمۡنَٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرّٖ لَّلَجُّواْ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ

Onlara, rahmet edip sıkıntılarını gidersek, yine de azgınlıklarına devam ederler.

Mü'minûn SuresiAyet 75
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 76

وَلَقَدۡ أَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

Ant olsun, onları azap ile yakaladık.[1] Ancak Rabbleri için uslanmadılar ve tedarruda[2] bulunmadılar.

Mü'minûn SuresiAyet 76
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 77

حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابٗا ذَا عَذَابٖ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ

Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.

Mü'minûn SuresiAyet 77
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 78

وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلٗا مَّا تَشۡكُرُونَ

Size; işitme, görme ve ef'ide[1] veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz[2]?

Mü'minûn SuresiAyet 78
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 79

وَهُوَ ٱلَّذِي ذَرَأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ

Sizi yeryüzünde çoğaltan O'dur. Ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

Mü'minûn SuresiAyet 79
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 80

وَهُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Hayat veren de öldüren de O'dur. Gece ve gündüzün oluşması O'nun yasalarına göredir. Siz hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

Mü'minûn SuresiAyet 80
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 81

بَلۡ قَالُواْ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ

Ancak onlar öncekilerin dediklerinin aynısını dediler.

Mü'minûn SuresiAyet 81
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 82

قَالُوٓاْ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Dediler ki: "Ölüp de toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı diriltileceğiz?"

Mü'minûn SuresiAyet 82
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 83

لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

"Ant olsun ki bize yapılan bu uyarı, daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir."

Mü'minûn SuresiAyet 83
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 84

قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

De ki: "Söyleyin bakalım, yeryüzü ve onda bulunanlar kime aittir?"

Mü'minûn SuresiAyet 84
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 85

سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

"Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "Hala öğüt almayacak mısınız?"

Mü'minûn SuresiAyet 85
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 86

قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ

De ki: "Yedi göğün ve muazzam arşın[1] Rabb'i kimdir?"

Mü'minûn SuresiAyet 86
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 87

سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ

"Allah'tır." diyecekler. De ki: "O halde takva sahibi olmayacak mısınız?"

Mü'minûn SuresiAyet 87
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 88

قُلۡ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءٖ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Sor bakalım: "Evrenin egemenliğine sahip olan, koruyup gözeten ve kendisine karşı kimsenin korunamayacağı kimdir? Biliyorsanız söyleyin!"

Mü'minûn SuresiAyet 88
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 89

سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ

"Allah'tır." diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da aldanıyorsunuz?"

Mü'minûn SuresiAyet 89
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 90

بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ

Oysa onlara Hakk'ı sunuyoruz. Onlar ise kesinlikle yalanlamaktadırlar.

Mü'minûn SuresiAyet 90
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 91

مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٖ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنۡ إِلَٰهٍۚ إِذٗا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهِۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Allah, çocuk edinmemiştir. Ve O'nun yanı sıra bir ilah daha yoktur. Eğer olsaydı her ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder ve kimisi kimisine üstün olurdu. Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.[1]

Mü'minûn SuresiAyet 91
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 92

عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

O, gizliyi de açığı da bilir. Onların şirk[1] koştuklarından çok yücedir.

Mü'minûn SuresiAyet 92
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 93

قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ

De ki: "Rabb'im! Eğer onlara uyarısı yapılan azabı bana göstereceksen;"

Mü'minûn SuresiAyet 93
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 94

رَبِّ فَلَا تَجۡعَلۡنِي فِي ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ

"Rabb'im! Beni, o zalim halk içinde bırakma."

Mü'minûn SuresiAyet 94
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 95

وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَٰدِرُونَ

Kuşkusuz onları uyardığımız şeylere seni tanık yapmaya gücümüz yeter.

Mü'minûn SuresiAyet 95
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 96

ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ ٱلسَّيِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.

Mü'minûn SuresiAyet 96
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 97

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ

De ki: "Rabb'im! Şeytanların[1] etkilemelerinden Sana sığınırım."

Mü'minûn SuresiAyet 97
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 98

وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحۡضُرُونِ

"Rabbim! Benimle yakınlık kurmalarından Sana sığınırım."

Mü'minûn SuresiAyet 98
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 99

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ رَبِّ ٱرۡجِعُونِ

Onlardan birine ölüm geldiği zaman, "Rabb'im beni hayata geri döndür." der.

Mü'minûn SuresiAyet 99
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 100

لَعَلِّيٓ أَعۡمَلُ صَٰلِحٗا فِيمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّآۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَاۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرۡزَخٌ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Böylece ihmal ettiğim salih[1] işleri yaparım. Hayır! Kuşkusuz onun söylediği kesinlikle boş bir sözden ibarettir. Onların tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında[2] bir berzah[3] vardır.

Mü'minûn SuresiAyet 100
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 101

فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذٖ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ

Sura üfürüldüğü gün, artık ailenin, akrabanın bir yararı yoktur. Birbirlerinden soramazlar!

Mü'minûn SuresiAyet 101
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 102

فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ

Kimlerin tartısı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Mü'minûn SuresiAyet 102
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 103

وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فِي جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

Ve kimin tartısı hafif gelirse, işte onlar kendilerine yazık edenlerdir; Cehennem'de sürekli kalıcıdırlar.

Mü'minûn SuresiAyet 103
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 104

تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِيهَا كَٰلِحُونَ

Ateş yüzlerini yalar ve onlar, orada acıyla somurtup kalırlar.

Mü'minûn SuresiAyet 104
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 105

أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

"Ayetlerim size okunduğunda; onları yalanlayanlar siz değil miydiniz?"

Mü'minûn SuresiAyet 105
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 106

قَالُواْ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَيۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمٗا ضَآلِّينَ

Dediler ki: "Rabb'imiz! Azgınlığımıza yenilen sapkın bir halktık."

Mü'minûn SuresiAyet 106
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 107

رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ

"Rabb'imiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha aynısını yaparsak zalim olduğumuz kesinleşmiş olur."

Mü'minûn SuresiAyet 107
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 108

قَالَ ٱخۡسَـُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

Dedi ki: "Sinin orada! Ben'den boşuna bir şey istemeyin!"

Mü'minûn SuresiAyet 108
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 109

إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٞ مِّنۡ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّـٰحِمِينَ

Gerçek şu ki, kimi kullarım: "Rabb'imiz! Biz iman ettik; bizi bağışla, bize merhamet et, merhametlilerin en iyisi sensin." diyorlardı.

Mü'minûn SuresiAyet 109
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 110

فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِي وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ

"Siz ise onları alaya aldınız; öyle ki Benim öğütlerimi kulak ardı ettiniz. Onların haline gülüyordunuz."

Mü'minûn SuresiAyet 110
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 111

إِنِّي جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ

"Gerçek şu ki, bugün onlara sabretmelerinin karşılığını verdim. Onlar kazançlı çıkanlardır."

Mü'minûn SuresiAyet 111
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 112

قَٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ

Allah: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" dedi.

Mü'minûn SuresiAyet 112
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 113

قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٖ فَسۡـَٔلِ ٱلۡعَآدِّينَ

"Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. Hesabını tutanlara sor!" dediler.

Mü'minûn SuresiAyet 113
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 114

قَٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلٗاۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

"Sadece az bir süre kaldınız. Keşke o zaman bunu kavramış olsaydınız." dedi.

Mü'minûn SuresiAyet 114
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 115

أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثٗا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ

"Yoksa sizi boş yere yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?"

Mü'minûn SuresiAyet 115
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 116

فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ

"Şunu bilin ki, gerçek egemenlik sahibi olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilah yoktur. O şerefli arşın[1] Rabb'idir."

Mü'minûn SuresiAyet 116
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 117

وَمَن يَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَٰفِرُونَ

Her kim, hakkında hiçbir burhan[1] olmadığı halde, Allah'ın yanı sıra başka bir ilahtan istekte bulunursa, bilsin ki onun hesabı yalnızca Rabb'ine aittir. Kuşku yok ki Kafirler kurtuluşa eremezler.

Mü'minûn SuresiAyet 117
00:00
00:00
Tilavet
Mü'minûn 118

وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّـٰحِمِينَ

Ve de ki: "Rabb'im! Bağışla ve merhamet et. Sen merhametlilerin en hayırlısısın."

Mü'minûn SuresiAyet 118
00:00
00:00
Tilavet