Sâd Suresi

88 · ص ayet · Mekke

Sâd SuresiTam sure
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 1

صٓۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ذِي ٱلذِّكۡرِ

Sad. Zikir[1] sahibi Kur'an'a ant olsun.

Sâd SuresiAyet 1
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 2

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي عِزَّةٖ وَشِقَاقٖ

Doğrusu Kafirler büyüklenmelerine yediremediklerinden muhalefet ediyorlar.

Sâd SuresiAyet 2
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 3

كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٖ فَنَادَواْ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٖ

Onlardan önce nice kuşakları yok ettik. O zaman feryat ettiler, ama artık kurtuluş vakti geçmişti.

Sâd SuresiAyet 3
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 4

وَعَجِبُوٓاْ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٞ مِّنۡهُمۡۖ وَقَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٞ كَذَّابٌ

İçlerinden, kendilerine bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. Kafirler: "Bu, yalancı bir büyücüdür." dediler.

Sâd SuresiAyet 4
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 5

أَجَعَلَ ٱلۡأٓلِهَةَ إِلَٰهٗا وَٰحِدًاۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيۡءٌ عُجَابٞ

"O, bunca ilahı,[1] bir tek ilah mı kılıyor? Kuşkusuz bu şaşılacak bir şeydir."

Sâd SuresiAyet 5
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 6

وَٱنطَلَقَ ٱلۡمَلَأُ مِنۡهُمۡ أَنِ ٱمۡشُواْ وَٱصۡبِرُواْ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمۡۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيۡءٞ يُرَادُ

Onlardan, meleler[1] harekete geçerek: "Bildiğiniz yoldan gitmeye devam edin, ilahlarınızı bırakmayın. Kesinlikle sizden beklenen budur." dediler.

Sâd SuresiAyet 6
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 7

مَا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِي ٱلۡمِلَّةِ ٱلۡأٓخِرَةِ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا ٱخۡتِلَٰقٌ

"Biz, bunu[1] son inanç sistemlerinde de duymadık. Bu yalnızca bir uydurmadır."

Sâd SuresiAyet 7
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 8

أَءُنزِلَ عَلَيۡهِ ٱلذِّكۡرُ مِنۢ بَيۡنِنَاۚ بَلۡ هُمۡ فِي شَكّٖ مِّن ذِكۡرِيۚ بَل لَّمَّا يَذُوقُواْ عَذَابِ

"Zikir[1], aramızda ona mı indirildi?" Oysaki onlar Benim zikrimden kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tatmadılar.

Sâd SuresiAyet 8
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 9

أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَحۡمَةِ رَبِّكَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡوَهَّابِ

Yoksa Çok Yüce ve Çok Bağışta Bulunan Rabb'inin rahmet hazineleri onların yanında mı?

Sâd SuresiAyet 9
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 10

أَمۡ لَهُم مُّلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۖ فَلۡيَرۡتَقُواْ فِي ٱلۡأَسۡبَٰبِ

Ya da göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü onlara mı ait? O halde sebepler bulsunlar da yükselsinler!

Sâd SuresiAyet 10
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 11

جُندٞ مَّا هُنَالِكَ مَهۡزُومٞ مِّنَ ٱلۡأَحۡزَابِ

Onlar, burada bozguna uğramış gruplardan meydana gelmiş bir ordudur.

Sâd SuresiAyet 11
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 12

كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٖ وَعَادٞ وَفِرۡعَوۡنُ ذُو ٱلۡأَوۡتَادِ

Onlardan önce Nuh toplumu, Ad, kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

Sâd SuresiAyet 12
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 13

وَثَمُودُ وَقَوۡمُ لُوطٖ وَأَصۡحَٰبُ لۡـَٔيۡكَةِۚ أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلۡأَحۡزَابُ

Ve Semud, Lut'un halkı ve Eyke halkı; işte onlar da işbirlikçi gruplardır.

Sâd SuresiAyet 13
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 14

إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

Onların hepsi de Resulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.

Sâd SuresiAyet 14
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 15

وَمَا يَنظُرُ هَـٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ مَّا لَهَا مِن فَوَاقٖ

Bunlar geri dönüşü olmayan bir çığlıktan başkasını beklemiyorlar.

Sâd SuresiAyet 15
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 16

وَقَالُواْ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبۡلَ يَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ

Ve: "Rabb''imiz, Hesap Günü'nden önce[1] azaptan payımıza düşeni hemen ver." dediler.

Sâd SuresiAyet 16
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 17

ٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلۡأَيۡدِۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

Onların dediklerine sabret, güçlerin sahibi kulumuz Davud'u düşün. O, her durumda Allah'a yönelirdi.

Sâd SuresiAyet 17
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 18

إِنَّا سَخَّرۡنَا ٱلۡجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحۡنَ بِٱلۡعَشِيِّ وَٱلۡإِشۡرَاقِ

Dağları boyun eğdirdik. Akşamdan gündoğumuna[1] onunla birlikte tesbih[2] ederlerdi.

Sâd SuresiAyet 18
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 19

وَٱلطَّيۡرَ مَحۡشُورَةٗۖ كُلّٞ لَّهُۥٓ أَوَّابٞ

Kuşların tamamı toplu halde ona yönelmişlerdi.

Sâd SuresiAyet 19
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 20

وَشَدَدۡنَا مُلۡكَهُۥ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡحِكۡمَةَ وَفَصۡلَ ٱلۡخِطَابِ

Onun gücünü pekiştirdik. Ona Hikmet'i[1] ve fesle-l hitabı[2] verdik.

Sâd SuresiAyet 20
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 21

۞وَهَلۡ أَتَىٰكَ نَبَؤُاْ ٱلۡخَصۡمِ إِذۡ تَسَوَّرُواْ ٱلۡمِحۡرَابَ

Birbirleriyle davalıların haberi sana geldi mi? Duvarı aşarak mihraba gelmişlerdi!

Sâd SuresiAyet 21
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 22

إِذۡ دَخَلُواْ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنۡهُمۡۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ خَصۡمَانِ بَغَىٰ بَعۡضُنَا عَلَىٰ بَعۡضٖ فَٱحۡكُم بَيۡنَنَا بِٱلۡحَقِّ وَلَا تُشۡطِطۡ وَٱهۡدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ

Davud'un yanına girdiklerinde o, onlardan korktu. "Korkma! İki davacıyız. Birimiz ötekine haksızlık etti. Şimdi sen, hakkımızda hakk ile hüküm ver. Haksızlık etme. Bize makul olan yolu göster." dediler.

Sâd SuresiAyet 22
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 23

إِنَّ هَٰذَآ أَخِي لَهُۥ تِسۡعٞ وَتِسۡعُونَ نَعۡجَةٗ وَلِيَ نَعۡجَةٞ وَٰحِدَةٞ فَقَالَ أَكۡفِلۡنِيهَا وَعَزَّنِي فِي ٱلۡخِطَابِ

"Bu benim kardeşim.[1] Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir tek koyunum var. Buna rağmen onu da kendisine vermemi istedi ve tartışmamızda bana üstünlük sağladı.[2]"

Sâd SuresiAyet 23
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 24

قَالَ لَقَدۡ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعۡجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦۖ وَإِنَّ كَثِيرٗا مِّنَ ٱلۡخُلَطَآءِ لَيَبۡغِي بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ وَقَلِيلٞ مَّا هُمۡۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّـٰهُ فَٱسۡتَغۡفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّۤ رَاكِعٗاۤ وَأَنَابَ۩

"Gerçekten, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı[1] yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi[2] iyice anladı. Hemen Rabb'inden bağışlanma[3] diledi, ruku[4] ederek, tam bir teslimiyetle Rabb'ine yöneldi.[5]

Sâd SuresiAyet 24
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 25

فَغَفَرۡنَا لَهُۥ ذَٰلِكَۖ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَـَٔابٖ

Böylece onu bundan dolayı bağışladık. Onun yanımızda yüksek konumu ve iyi bir sığınağı vardır.

Sâd SuresiAyet 25
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 26

يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلۡنَٰكَ خَلِيفَةٗ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَٱحۡكُم بَيۡنَ ٱلنَّاسِ بِٱلۡحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلۡهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمۡ عَذَابٞ شَدِيدُۢ بِمَا نَسُواْ يَوۡمَ ٱلۡحِسَابِ

Ey Davud! Biz seni yeryüzünde bir halife[1] yaptık. İnsanlar arasında Hakk ile hükmet. Hevaya[2] uyma. Aksi halde heva seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar, Hesap Günü'nü göz ardı etmiş olduklarından, kendileri için çok şiddetli bir azap vardır.

Sâd SuresiAyet 26
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 27

وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا بَٰطِلٗاۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ فَوَيۡلٞ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنَ ٱلنَّارِ

Biz, göğü, yeri ve ikisi arasında olanları boşuna yaratmadık. Bu, kafirlerin görüşüdür. Kendilerini ateşe atan, kafirlerin vay haline.

Sâd SuresiAyet 27
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 28

أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ كَٱلۡمُفۡسِدِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلۡمُتَّقِينَ كَٱلۡفُجَّارِ

İman eden ve salihatı yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla bir tutar mıyız? Ya da takva sahiplerini facirlerle bir tutar mıyız?

Sâd SuresiAyet 28
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 29

كِتَٰبٌ أَنزَلۡنَٰهُ إِلَيۡكَ مُبَٰرَكٞ لِّيَدَّبَّرُوٓاْ ءَايَٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ

Bu; akıl sahiplerinin, ayetlerini düşünüp öğüt almaları için, sana indirdiğimiz kutlu bir Kitap'tır.

Sâd SuresiAyet 29
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 30

وَوَهَبۡنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيۡمَٰنَۚ نِعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu. O, her zaman Allah'a yönelendi.

Sâd SuresiAyet 30
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 31

إِذۡ عُرِضَ عَلَيۡهِ بِٱلۡعَشِيِّ ٱلصَّـٰفِنَٰتُ ٱلۡجِيَادُ

Bir zaman kendisine, akşamüstü iyi cins safkan atlar sunulmuştu.

Sâd SuresiAyet 31
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 32

فَقَالَ إِنِّيٓ أَحۡبَبۡتُ حُبَّ ٱلۡخَيۡرِ عَن ذِكۡرِ رَبِّي حَتَّىٰ تَوَارَتۡ بِٱلۡحِجَابِ

"Doğrusu ben Rabb'imin öğüdünden dolayı hayra muhabbeti sevdim.[1]" dedi. Derken gözden kayboldular.[2]

Sâd SuresiAyet 32
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 33

رُدُّوهَا عَلَيَّۖ فَطَفِقَ مَسۡحَۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلۡأَعۡنَاقِ

"Onları bana geri getirin." Ardından bacaklarını ve boyunlarını mesh[1] etmeye başladı[2].

Sâd SuresiAyet 33
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 34

وَلَقَدۡ فَتَنَّا سُلَيۡمَٰنَ وَأَلۡقَيۡنَا عَلَىٰ كُرۡسِيِّهِۦ جَسَدٗا ثُمَّ أَنَابَ

Ant olsun ki Süleyman'ı fitnelendirdik.[1] Kürsüsünün[2] üzerine bir ceset bıraktık.[3] Sonra o Bize yöneldi.[4]

Sâd SuresiAyet 34
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 35

قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَهَبۡ لِي مُلۡكٗا لَّا يَنۢبَغِي لِأَحَدٖ مِّنۢ بَعۡدِيٓۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ

"Ey Rabb'im! Beni bağışla. Bana, benden sonra hiç kimsenin sahip olamayacağı bir mülk[1] bağışla. Kuşkusuz ki Sen, Bol Bol Bağışlayıcı'sın." dedi.

Sâd SuresiAyet 35
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 36

فَسَخَّرۡنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجۡرِي بِأَمۡرِهِۦ رُخَآءً حَيۡثُ أَصَابَ

Bunun üzerine rüzgarı onun emrine verdik. Onun emri ile dilediği yere yumuşak bir esinti ile akıp gidiyordu.

Sâd SuresiAyet 36
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 37

وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٖ وَغَوَّاصٖ

Ve şeytanları.[1] Her türlü yapı ustasını ve dalgıçları.[2]

Sâd SuresiAyet 37
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 38

وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي ٱلۡأَصۡفَادِ

Ve zincirlerle bağlanmış olan[1] diğerlerini de.

Sâd SuresiAyet 38
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 39

هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمۡنُنۡ أَوۡ أَمۡسِكۡ بِغَيۡرِ حِسَابٖ

Bu Bizim verdiklerimizdir. Artık hesabı sana kalmış, dilediğine ver veya verme.

Sâd SuresiAyet 39
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 40

وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَـَٔابٖ

Onun yanımızda iyi bir makamı ve iyi bir geleceği vardır.

Sâd SuresiAyet 40
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 41

وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَآ أَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّي مَسَّنِيَ ٱلشَّيۡطَٰنُ بِنُصۡبٖ وَعَذَابٍ

Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Bir zamanlar Rabb'ine seslenmişti: "Şeytan bana dert ve azap dokundurdu.[1]"

Sâd SuresiAyet 41
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 42

ٱرۡكُضۡ بِرِجۡلِكَۖ هَٰذَا مُغۡتَسَلُۢ بَارِدٞ وَشَرَابٞ

"Ey Eyyub! Ayağın ile topukla![1] İşte bu hem yıkanılacak hem de içilecek soğuk su."

Sâd SuresiAyet 42
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 43

وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةٗ مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olarak, ona yanında yer alanları ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.

Sâd SuresiAyet 43
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 44

وَخُذۡ بِيَدِكَ ضِغۡثٗا فَٱضۡرِب بِّهِۦ وَلَا تَحۡنَثۡۗ إِنَّا وَجَدۡنَٰهُ صَابِرٗاۚ نِّعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٞ

Ve eline bir deste al, onunla yola koyul[1] ve hanis[2] olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi.[3]

Sâd SuresiAyet 44
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 45

وَٱذۡكُرۡ عِبَٰدَنَآ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ أُوْلِي ٱلۡأَيۡدِي وَٱلۡأَبۡصَٰرِ

Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.

Sâd SuresiAyet 45
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 46

إِنَّآ أَخۡلَصۡنَٰهُم بِخَالِصَةٖ ذِكۡرَى ٱلدَّارِ

Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.

Sâd SuresiAyet 46
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 47

وَإِنَّهُمۡ عِندَنَا لَمِنَ ٱلۡمُصۡطَفَيۡنَ ٱلۡأَخۡيَارِ

Onlar, yanımızda seçkin ve hayırlı kimselerdendir.

Sâd SuresiAyet 47
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 48

وَٱذۡكُرۡ إِسۡمَٰعِيلَ وَٱلۡيَسَعَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ وَكُلّٞ مِّنَ ٱلۡأَخۡيَارِ

İsmail'i, Elyesa'yı ve Zu'l-Kifl'i de an. Hepsi de hayırlı kimselerdendir.

Sâd SuresiAyet 48
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 49

هَٰذَا ذِكۡرٞۚ وَإِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ لَحُسۡنَ مَـَٔابٖ

Bu bir öğüttür. Kuşkusuz takva sahipleri için iyi bir gelecek vardır.

Sâd SuresiAyet 49
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 50

جَنَّـٰتِ عَدۡنٖ مُّفَتَّحَةٗ لَّهُمُ ٱلۡأَبۡوَٰبُ

Adn Cennetlerinin kapıları onlara açıktır.

Sâd SuresiAyet 50
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 51

مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدۡعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٖ كَثِيرَةٖ وَشَرَابٖ

Orada keyiflerince oturmuş olarak onlara pek çok meyve ve içecek sunulur.

Sâd SuresiAyet 51
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 52

۞وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ أَتۡرَابٌ

Ve yanlarında, bakışlarını koruyan yaşıtlar vardır.[1]

Sâd SuresiAyet 52
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 53

هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ

İşte bu, Hesap Günü için size söz verilenlerdir.

Sâd SuresiAyet 53
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 54

إِنَّ هَٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

Bu, bitmez tükenmez rızkımızdır.

Sâd SuresiAyet 54
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 55

هَٰذَاۚ وَإِنَّ لِلطَّـٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٖ

İyilerin durumu budur. Azgınlar için ise kötü bir gelecek vardır.

Sâd SuresiAyet 55
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 56

جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَا فَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ

Varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yataktır.

Sâd SuresiAyet 56
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 57

هَٰذَا فَلۡيَذُوقُوهُ حَمِيمٞ وَغَسَّاقٞ

İşte kaynar ve kokuşmuş su; tatsınlar bakalım!

Sâd SuresiAyet 57
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 58

وَءَاخَرُ مِن شَكۡلِهِۦٓ أَزۡوَٰجٌ

Ve aynı türden çeşit çeşit azaplar.

Sâd SuresiAyet 58
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 59

هَٰذَا فَوۡجٞ مُّقۡتَحِمٞ مَّعَكُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِهِمۡۚ إِنَّهُمۡ صَالُواْ ٱلنَّارِ

İşte bunlar da sizinle birlikte azaba katlanacak olan bir gruptur. Onlara rahatlık yoktur. Onlar, ateşe girecek olanlardır.

Sâd SuresiAyet 59
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 60

قَالُواْ بَلۡ أَنتُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِكُمۡۖ أَنتُمۡ قَدَّمۡتُمُوهُ لَنَاۖ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ

Diğerleri ise: "Hayır! Asıl size rahatlık yok. Ona uğramamızın sebebi sizsiniz. O ne kötü bir konaklama yeridir!" dediler.

Sâd SuresiAyet 60
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 61

قَالُواْ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدۡهُ عَذَابٗا ضِعۡفٗا فِي ٱلنَّارِ

"Rabb'imiz! Buna kim sebep olduysa onun ateşteki azabını kat kat arttır!" dediler.

Sâd SuresiAyet 61
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 62

وَقَالُواْ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالٗا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلۡأَشۡرَارِ

"Biz, neden kötülerden olarak gördüğümüz adamları[1] görmüyoruz?" derler.

Sâd SuresiAyet 62
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 63

أَتَّخَذۡنَٰهُمۡ سِخۡرِيًّا أَمۡ زَاغَتۡ عَنۡهُمُ ٱلۡأَبۡصَٰرُ

Hani kendilerini alaya almıştık! Yoksa buradalar da biz mi görmüyoruz?

Sâd SuresiAyet 63
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 64

إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقّٞ تَخَاصُمُ أَهۡلِ ٱلنَّارِ

Ateş halkının birbirleriyle bu çekişmeleri kesinlikle gerçektir.

Sâd SuresiAyet 64
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 65

قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٞۖ وَمَا مِنۡ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ

De ki: "Ben yalnızca bir uyarıcıyım. Tek ve kahredici olan Allah'tan başka ilah yoktur."

Sâd SuresiAyet 65
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 66

رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّـٰرُ

Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olan şeylerin Rabb'i Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.

Sâd SuresiAyet 66
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 67

قُلۡ هُوَ نَبَؤٌاْ عَظِيمٌ

De ki: "O, çok büyük bir haberdir."

Sâd SuresiAyet 67
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 68

أَنتُمۡ عَنۡهُ مُعۡرِضُونَ

"Siz, ondan yüz çeviriyorsunuz."

Sâd SuresiAyet 68
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 69

مَا كَانَ لِيَ مِنۡ عِلۡمِۭ بِٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰٓ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ

Onlar tartışırlarken, benim Mele-i A'la'ya[1] dair bir bilgim yoktu.

Sâd SuresiAyet 69
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 70

إِن يُوحَىٰٓ إِلَيَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٞ مُّبِينٌ

Bana, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor."

Sâd SuresiAyet 70
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 71

إِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّي خَٰلِقُۢ بَشَرٗا مِّن طِينٖ

Hani Rabb'in meleklere: "Ben çamurdan bir beşer yaratacağım." demişti.

Sâd SuresiAyet 71
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 72

فَإِذَا سَوَّيۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

Onu biçimlendirip, ruhumdan üflediğim[1] zaman derhal ona secdeye[2] kapanın![2]

Sâd SuresiAyet 72
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 73

فَسَجَدَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ

Bunun üzerine meleklerin tamamı, hep birlikte secde ettiler.

Sâd SuresiAyet 73
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 74

إِلَّآ إِبۡلِيسَ ٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Ancak iblis etmedi. O kibirlendi ve zaten o kafirlerdendi[1].

Sâd SuresiAyet 74
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 75

قَالَ يَـٰٓإِبۡلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسۡجُدَ لِمَا خَلَقۡتُ بِيَدَيَّۖ أَسۡتَكۡبَرۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡعَالِينَ

"Ey İblis! İki elimle[1] yarattığım şeye secde etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü taslıyorsun, yoksa kendini çok mu üstün görüyorsun?" dedi.

Sâd SuresiAyet 75
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 76

قَالَ أَنَا۠ خَيۡرٞ مِّنۡهُ خَلَقۡتَنِي مِن نَّارٖ وَخَلَقۡتَهُۥ مِن طِينٖ

"Ben ondan hayırlıyım.[1] Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın." dedi.

Sâd SuresiAyet 76
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 77

قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٞ

"Oradan çık! Sen kesinlikle racimsin.[1]" dedi.

Sâd SuresiAyet 77
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 78

وَإِنَّ عَلَيۡكَ لَعۡنَتِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلدِّينِ

Lanetim,[1] Din Günü'ne[2] kadar senin üzerindedir.

Sâd SuresiAyet 78
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 79

قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

İblis: "Rabb'im! O halde yeniden dirilme gününe kadar bana süre ver." dedi.

Sâd SuresiAyet 79
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 80

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ

Allah, "Peki süre verilenlerdensin." dedi.

Sâd SuresiAyet 80
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 81

إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ

Zamanı bilinen güne[1] kadar.

Sâd SuresiAyet 81
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 82

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغۡوِيَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ

İblis: "Öyleyse, izzetine[1] ant olsun ki onların hepsini azdıracağım." dedi.

Sâd SuresiAyet 82
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 83

إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

"Ancak içlerinden muhles[1] kulların hariç."

Sâd SuresiAyet 83
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 84

قَالَ فَٱلۡحَقُّ وَٱلۡحَقَّ أَقُولُ

"Gerçek budur. Ben, gerçeği söylerim." dedi.

Sâd SuresiAyet 84
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 85

لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Allah: "Ant olsun ki Cehennem'i senden ve sana uyanlardan dolduracağım." dedi.

Sâd SuresiAyet 85
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 86

قُلۡ مَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٖ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُتَكَلِّفِينَ

De ki: "Sizden yaptığım bu işe karşı bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir sorumluluk getirenlerden değilim."

Sâd SuresiAyet 86
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 87

إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٞ لِّلۡعَٰلَمِينَ

O, ancak bütün insanlık için bir zikirdir.[1]

Sâd SuresiAyet 87
00:00
00:00
Tilavet
Sâd 88

وَلَتَعۡلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعۡدَ حِينِۭ

Onun haberini bir zaman sonra kesinlikle bileceksiniz[1].

Sâd SuresiAyet 88
00:00
00:00
Tilavet