وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
Sema'ya[1] ve Tarık'a ant olsun,
17 · الطارق ayet · Mekke
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
Sema'ya[1] ve Tarık'a ant olsun,
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
Tarık'ın ne olduğunu sen ne bileceksin?
ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ
O, delici[1] yıldızdır.
إِن كُلُّ نَفۡسٖ لَّمَّا عَلَيۡهَا حَافِظٞ
Hiçbir nefs[1] yoktur ki üzerinde koruyucu[2] bulunmasın.
فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
İnsan neden yaratıldığına bir baksın.
خُلِقَ مِن مَّآءٖ دَافِقٖ
Dökülen bir sıvıdan yaratıldı;
يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
Omurga ile göğüs kemikleri arasından çıkan[1].
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرٞ
Kuşkusuz O, onu yeniden diriltmeye elbette kadirdir.
يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآئِرُ
Bütün gizliliklerin ortaya çıkarıldığı gün,
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٖ وَلَا نَاصِرٖ
Onun ne bir gücü ne de bir yardımcısı vardır.
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ
Dönüş sahibi Semaya ant olsun,
وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ
Yarılma sahibi yeryüzüne ant olsun
إِنَّهُۥ لَقَوۡلٞ فَصۡلٞ
Kuşkusuz O, ayırt edici[1] bir sözdür.
وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ
O, sıradan bir söz değildir.
إِنَّهُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدٗا
Onlar, planlar yapıyorlar,[1]
وَأَكِيدُ كَيۡدٗا
Ben de plan yapıyorum.
فَمَهِّلِ ٱلۡكَٰفِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا
Kafirlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.